Akıl ile Zekâ FARKI!Akıl mı, Zekâ mı?
« : Ocak 10, 2010, 09:32:59 ÖS » Gönderen: Alpaslan YalçınHazar
Akıl ile Zekâ FARKI!Akıl mı, Zekâ mı?
Ben, 40 yıl boyunca Türkçe'yi bilmiyormuşum(Öğretmenlerimden özür dilerim.)! 4 yıldır, Türkçe'yi öğrenmeye başladım! Sanırım, %50 civarında falanım! Ya, SİZLER?
Ben, ZEKİ bir İnsanım, AKILLLI değilim! Ya, SİZLER?
Hem ZEKİ, hem de AKILLI Lider/Öndere, bence, en iyi örnek: Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.
Bence; Deniz Baykal Zeki, Recep Tayyip Erdoğan Akıllı! Ya, SİZCE?
Sözün özü;
" Akla dönüştürülemeyen zekânın; anlamı, önemi, değeri OLMAZ!" " Zekâ tek başına, İnsana zarar bile verebilir!" " Zekâ yoksunu AKIL; Yağsız, baharatsız, sossuz Makarna gibidir!" Hazar Deniz ALPASLAN
Son söz Atalarımızdan; "Türk Milleti, Zekidir!"
Bu yazı, Türk Ulusu'nun Anayasanın Başlangıç Metni gereği; Türk Evlatlarına uygun gördüğü görev, yüklediği sorumluluk ve verdiği yetkiye dayanarak yazılmıştır.
Sağlıkla…
Türk Evladı Alpaslan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Yurttaşı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 75,5 milyonda 1 ortağı, hissedarı, SAHİBİ. Türkiye
**Eğer, bu yazı bilgilendirici ve bilinçlendirici ise; yazıyı, hem sanal, hem de gerçek dünyada, daha çok Türk Evladına ulaşmasını sağlayın.
Akıl: (Arapça kökenli) 1-Düşünme, anlama ve kavrama gücü, vs. 2-Hafıza, bellek 3- Öğüt, salık verilen yol. 4- Düşünce, kanı.
Akıllı: 1-Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan. 2- Karşısındakinin düşüncesizliğini belirtmek için söylenilen uyarma sözü. 3-(alay yollu) Düşüncesiz, aptal.
Akıllı düşününceye kadar, deli çocuğunu everir: Kendini akıllı sananlar, çok kez akılsız diye tanınanlardan daha az başarı gösterir.
Us: Akıl
Usa vurma: 1-Akıl süzgecinden geçirmek, muhakeme. 2-(Felsefi) Bilinen veya doğru olarak kabul edilen belirli önermelerden başka önermeler çıkarma, uslamlama, muhakeme.
Usçu: 1-Usçuluk yanlısı(kimse), rasyonalist. 2- Aklını kullanmasını bilen.
Usçuluk: 1(Felsefi) Us bilgisine dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularla değil, düşünmede ve tümden gelimli çıkarmalarla bulan öğretilerin genel adı, akliye, rasyonalizm. 2-(Sosyolojik) Usa, ussal yargıya inanma, usa aykırı veya us dışı hiçbir şeyi tanımama tutumu, akliye, rasyonalizm. 3- (Sosyolojik) Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneysel genellemeden değil, yalnızca ustan çıkartılabileceğini savunan öğreti.
Bellek: (Psikolojik) Yaşananların, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, akıl, hafıza.
Kanı: İnanılan düşünce, kanaat.
Kanıma göre(veya kanımca): Düşünceme, inancıma göre.
Kanısında olmak: İnancında olmak, kanaatinde olmak.
Kanıya varmak: Belli bir kanı edinmiş olmak.
Kanaat,-ti: (Arapça kökenli) 1- Elindekinden hoşnut olma durumu, kanılılık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. 2- Kanma, inanma. 3- Kanış, kanı, inanç, düşünce.
Kanaat etmek: Yetinmek.
Kanaat getirmek: Kanmak, aklı yatmak, inanmak.
Zekâ: (Arapça kökenli) İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset.
Zeki: (Arapça kökenli) 1- Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, anlak, zeyrek. 2- Çabuk ve kolay kavrayan 3- Zekâ varlığı gösteren.
Anlak: Zekâ.
Anlaklı: (Psikolojik) Zeki.
Dirayet: (Arapça kökenli) Yetenek, beceriklilik, zekâ. 2- Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. 3- (Pedogojik) Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır. 4-(Pedogojik) Dışardan gelen etkiyi alabilme gücü.
Zeyrek: (Farsça kökenli) Anlayış, uyanık, zeki.
Zeyreklik: Anlayışlı, uyanık olma durumu, zekâ.
Feraset: (Arapça kökenli) Anlayış, seziş, sezgi, zekâ.
Anlayış: 1- Anlama biçimi, telâkki, zihniyet. 2- Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. 3- Hoş görme, halden anlama. 4- Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet.
Anlayışlı: 1- Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. 2- Hoşgörülü.
Anlayışsız: 1- Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdum duymaz, kalın kafalı, izanız, ferasetsiz, gabi. 2- Hoşgörüsüz.
Kaynak: Türk Dil Kurumu TÜRKÇE Sözlük.
Logged |